29 Eylül 2010 Çarşamba

Lon-don yıkamak ne kadar zormuş arkadaş!



Ve geldim sonunda gurbete..öyle bir geçtiki zaman bir anda kendimi bu ecnebilerin arasında buldum..tofaş şahin yok, kokoreç yok, ağzına edeyim yok napıcam ben:(

Ve en önemlisi yurt odasında tek başıma yaşamak. şu an omzumda gitar otururken demin duş aldığım banyodan sular usulca sızıyor odaya. brand new gıpgıcır odanın içine etmeyi bir günde becerdim..

Hele ki dha çamaşırhaneyi bulamamak! ah ulan! lan don yıkadım lan don! hala omuriliğim ağrıo ne kadar zormuş arkadaş lavaboda bu işi yapmak. milletde parti yapıoruz sanıyor. lan bak birdaha söyleyeyim don yıkadım lan az önce hala şoktayım.

Kaptık kap kacağı geldik buralara. stay heavy london I'm coming.:)

18 Eylül 2010 Cumartesi

İşkence Çorbası




ya 18yıldır şu evde yaşıyorum ben böyle bir facia görmedim arkadaş.. sebze yemek zorunda olduğum günler dahil.

herşey babamın evde işkembe çorbası yapma fantazisi ile başladı. şu an bu yazıyı bile tek elle yazıyorum çünkü mutfakda işkembe pişiyor ve bütün ev inanılmaz derecede BOK kokuyor. ben böyle birşey görmedim lan tamam öküzün tekiyimde bana ahır ortamı yaratmak hiçde akıllıca bir fikir olmadı bence.

evde yürürken limon kolonyası fısfıslayarak adım atabiliyoruz. burdan tüm duyarlı ahaliye sesleniyorum evde her boku yiyin ama böyle bir bok yemeyin. çok sakıncalı.

lezzetlimi olur lezzetsizmi olur bilemem ama ortalığı bok götürüyor bu kesin.

haydi afiyet olsun; yıkık bir burun, baş ağrısı ve en içten dileklerini bize şu an iletmekte olan komşular.

15 Eylül 2010 Çarşamba

Yansıma

Küçük bir parçanın büyük umutlarıydık biz.
Varolduğundan beri habersiz nefes alan.
Kenarda bekleyen.
Bazen gözlerini yumarak kendini sıkan.
Garip umutlardık biz.
Güneş doğduğunda büyüyen.
Gecenin karanlığında ruha karışan.
Ama asla küçük bir parçaya ait olduğunu unutmayan.
Aldığı nefesi hor görmeyen umutlardık biz.
Baktığı zaman umudu gören.
İçine serinlik gelen umutlar.
Ama nefes alamayınca..yok olan.
Bir anda.
Çekip giden asi umutlardık.
Geçmişdede şimdide..
Biz siyah ışığın değdiği umutlardık.
Asla parlamayan.

11 Eylül 2010 Cumartesi

Kolonya

bayram bitti.. "nasılsın, sen nasılsın, sağol bende iyiyim" muhabbetleri bir sonraki bayrama kaldı..

edindiğim izlenimler şöyleki bir grup kan bağı olan insan bir araya geliyor kombinasyon hesapları o anda devreye giriyor..

ilk taşı ortamın en büyüğü atıyor ee nasılsın diyor? o anı bir kayanın dağdan aşağı yuvarlanma anıyla özdeşleştirebiliriz..o andan sonra geri dönüş yoktur.. ve bir hal hatır sorma furyası başlar bi anda..öyle bi özgüvenle sorulurki bu sorular her derde çare vardır..

ve bu fasıl atlatıldıkdan sonra asıl cinnetlik kısım gelir 25yaş ve altına.. Eeee kaça geçtin sen? şu güne kadar kaça geçtiğimi tutturan bi akrabama rastlamadım rastlarsam plaket yaptıracağım şerefsizim..

öyle sıcak bir ortam vardırki çaprazlama soru trafiği adeta gözleri şaşı eder..

ve en sonunda sorulardan bunalmışken o gelir..avucunuza dökülür..sanki sizi bekliyormuşçasına..sizi kucaklarcasına.."kolonya"..

yanında bide çikolata gelir ama yok ben almim derseniz işte sıçış anı burasıdır..çikolatayı tutan sert bir bakış atar hele birde diet yapıyorum derseniz sıçış x 1000 olur..çikolatayı tutan içinden itneye bak bi çikolata yemekle bi bok olucak sanki der. ama gülümsemesini hemen takınır o suratına..

umarım herkesin bayramı iyi geçmiştir ahali herkese selam ola...

10 Eylül 2010 Cuma

Gecikmiş Doğum Günü Hatıratı




selam naber?..pasta var istermisin çiklotalı hemde. üstünde dünden kalma mum delikleri var. üstüne afiet dün doğum günümdüde:) nasıl geçti diye soruyosan üf süperdi la. iyiki şu salona striptiz direklerini yaptırmışım harika oldu ya. dönen, zıplayan kaçan of daha neler neler..hele şu köpük makinasını harbi iyiki almışız ya!!! resmen şampanyada yüzdük baba..

yemedinmi? yemedin?

aslında doğumgününe özel epic yazı yazacaktım halbuki..

bütün gün başağrısından kılımı kıpırdatamadım. bi elimde kolonya diğer elimde sıcak havlu meditasyon yaptım bütün gün. bi ara kafamı yatağın kenarına düzenli aralıklarla metronom hesabı vururken buldum kendimi. usta o ne biçim bir ağrıdır ya kamyon kasasına döndü beynim.

doğumgünümdü dimi. bu yaşıma geldim daha niye bu dünyaya geldiğimi bilemedim. ama daha yapacak çok şeyin olduğunu biliyorum. bidaki doğumgümüne 10 gün kala ağrıkesici içmeye başlıcam birdaha böle olmasın diye. halada ağrıyo yani. neyse doğumgünü diyordum. iyiki doğmuşmuyum bilmiyorum ama yaşamanın güzel olduğunu biliyorum. en azından 22 koca yılda buna bastı kafam.

iyiki varsınız sağlıcakla kalın dostlar!..

Bu arada striptiz direği falan yok ha cidden.sonra yarın kapıda bi orduyu görmim kanka naber çok özledik seni diye.direk mirek yok. köpük makinasıda yok tabi git banyoda köpüklen lan!!!

5 Eylül 2010 Pazar

Kirlenmesin Abi?!

Hoşgeldin naber..geç otur şöyle..yok yok ayakkabı kalsın..ora değil lan sağa geç..heh..ee naber nasılsın? dur ben söyleyeyim. şimdi arkadaş bu soruya çeşitli varyasyonda cevapların olabilir. bu çok doğal..seçenek 1 nolsun abi iyiyim diyosan içten pazarlıklısın, despotsun ve ne bilim çok dağınıksın. seçenek 2 iyiyim sen nasılsın diyosan pozitif enerji senin bünyeye fazla gelmiş sarhoş olmuşsun arkadaş. seçenek 3 abi kötü ya diyosan hemen kafein lazım sana acil bir şekilde. seçenek 4 abi bildiğin gibi çoluk çocuk diyosan canımsın aile insanısın cansın hele birde 3 çocuk varsa dimi..ve seçenek 5 abi ayakkabıyı çıkarmadımya huzursuz oldum kirlenmesin ya ortalık diyosan işte sen aradığım kişi sensin zeki, çevik ve vicdanlı. evet gerçekten.

2 Eylül 2010 Perşembe

Neden durdurulduğunu biliyorsun değil mi?




mükemmel bir günün başlangıcı ne olabilir? kahve? sucuklu yumurta? veya Kim Kardashian'ın yatağa kahvaltı getirmesimi? hayır. güne mükemmel başladığınızı hissettiğiniz an trafikde egosu yüksek polisimizin sizi durdurmasıyla başlar. camı indirirsiniz noldu lan diye polis eğilir sizi neden durdurduğumu biliyorsunuz heralde diye ilkokul öğretmeni edaysıyla ufak birde fırça çeker. sittinsene çift yönlü olan yolun 6ay önce göt kadar bir tabelayla tek yöne düşürülmesi Türk milletine koyarmı vızır vızır geçiyoruz tabiki. bugün o yola hain bir pusu kurmuşlar ve çatır çatır ceza kesti egosu yüksek polis abilerimiz. neyse işlem bitti abilerle vedalaştık ve her zaman bedavaya geçtigim yerden 62 tl ödeyerek daha bir zevkle daha bir gururla geçtim. sizde biliyorsunuzki para verilerek elde edilen şeyler her zaman bambaşkadır. bambaşka.

31 Ağustos 2010 Salı

Işığa Doğru Gel



naber? beni soruyosan iyi olsaydım bu yazıyı yazmazdım birazdan anlıcaksın. geç otur şöyle sana bir şey sorucam. bak şimdi böyle bi koridor düşün bembeyaz. sağdaki kapı bütün hayal ettiklerine açılıyor soldaki ise hayatın sana sunduğu ve sunmayı planladığı talihsizlikler. hangisini seçersin diye sormuyorum zaten. ben sana anlatayim nasıl oluyor. çalışıyor didiniyorsun yıllarını harcıyorsun sağdaki kapının anahtarı için. elde ediyorsun büyük bir erdemle kapıya yaklaşıp kapıyı açıyorsun. içeri bi giriyorsun içerisi bomboş sadece bir kasa var üstündede not: anahtar soldaki kapının içinde. yani hayat senin üstünden geçmeden ııııııhhh olmaz istiosan dilini dirseğine değdirebil ne olursa olsun o kapıdan girecen diyo. o kasayı tekmeleyip üstüne benzin döküp yakıp ateşe veresim var benimde. ne yapacauk şimdi? Jim Carrey'in bi filmi var Aman Tanrım diye. benim olay aynı o olay. talihsizliklere, şanssızlıklara bi cevap aramaya çalışıyorum. aynada alnıma bakıyorum yazmıyo arkadaş. bulamıyorum. peki ama neden. sürahiden su içiyorum, imla kurallarına uymuyorum, yüksek sesle müzik dinliyorum diyemi. veya yanlış aynadamı bakıyorum alnıma. bazende rahat ol lan diyorum gel gidelim alayına. hatta şu anda da diyorum siktiret gel gidelim alayına. nerdenmi? o bembeyaz koridor vardıya sağında solunda kapısı olan. gel hadi geriye dönüyoruz güneş gözlüklerini alıp öyle gidelim ışığa ve alayına.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

standart

ulan yine sinirlendim ya..öyle böyle değil..hesapda soramıyorum kimseye..yani anlamıyorumki bu "talihsizlik" olayının bi çıkar yolu yokmudur. evet soru işareti koymadım koymuyorum ulan uymuyorum kurallara. standardın dışına çıkmak bu kadar ürkütücü olmamalı.

19 Ağustos 2010 Perşembe

Zorunlu korna dersi.



Müzisyenlik.. Ses çıkaran birşeyi yetenek ile birleştirip harika ezgiler çıkarmak dimi? Evet. Hatta bizim ülkemizde 13-14 milyon müzisyen var. Bunu biliyomuydun? Çünkü ülkemizde 13-14 milyon araç varmış trafikde. Ve araçlardada mükemmel bir müzik aleti "korna". Kimi zaman uyarı amaçlı kimi zaman küfür amaçlı (çoğu zaman) kullanılan sinir bozucu zımbırtı. Heleki yeşil ışık yandığında saniyenin binde birinde daaat die kornaya asılanlar yokmu. Canımsınız. Heleki bugün bakıyorum dikizden arkaya resmen gözler kitlenmiş ışığa bi el kornada. Sanki 100metre koşuya çıkacak pezevenk. O an inadına 3-4 saniye bekleyip kalktım. Fırsat olaydıda inip o korna girsin sana diye bağırarak gidip camını indireydim. Asla insana vurmak yok heleki trafikde olurmu öyle şey. Ha ama o da araçdan inerse dökelim asfalta 5 duyusunu. Kornaya hayır arkadaş akli dengesi yerinde olanların araçlarına takılsın.Bu nedir ulan.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Borumu lan?! Karpuz bu.



Bugün baya bir önemli bir statü kazandığıma inanıyorum. Şöyleki Türk aileleri sinerjisinde evde karpuz seçen, karpuz alan olmak acaip bir statüdür. Borumu lan öyle herkes karpuz seçemez onu bırak ne haddine yani..Evde ya baba yada onunda üst mertebesi olan dede falan seçebilir karpuzu o derece yani. Ve ben bugün gittim kendim seçtim getirdim. O bi saat içerisinde adeta 10 yıl büyüdüm, saygınlık kazandım ve kendime acaip bi güven geldi. Borumu lan incelik ister bu işler akıllı ol! Bende artık bir karpuz seçiciyim egom harika..

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Depresif Kurban Sahip 2010 Tanıtımı

Büyümek istemiyorum ulan. Şiddetle istemiyorum. Sorumluluk istiyor en başta. Onuda istemiyorum. Yani düşünsene değişiyorsun ya öyle bir değişiyorsunki geçmişindeki herşeyden kopmak sana normalmiş gibi geliyor. Dayanmak zorundaymışsın gibi bir ortam yaratılıyor ama ya dayanmak istemiyorsan? Aaa ama hayat böyle napıcaksın diceksin eminim ama ulan zor ya hakaten zor insan olmak zor yani. Neyse siktiret.

Geçenlerde netten baya dinlememe rağmen gittim kurbanın son albümünü aldım destek olsun diye. Böyle birşey olamaz ya abiler uçmuş, bitirmiş olayı ya. Sözleri vokalleri davulları gitarları harikulade. Zaten davulun mükemmel olması gayet doğal ama vokal Deniz abinin bu albümdkei vokalleri Türkiye'nin en iyisi bence. Öyle vokaller varki bi ton farklı notayı aynı şarkı içinde peşpeşe saydırıyor sözlerinde etkisiyle beraber acaip mükemmel birşey çıkmış ortaya helal olsun.



Rifflerde şahane olmuş hakkaten mix desen öyle şahaneki harbi dünya standartında birşey dinlediğini hissediyorsun. Hem sert hem insan canlısı gayet başarılı. Yanlız acaip bir konuya kafayı taktım. İfrit adlı parçanın SOAD parçalarından adını zikretmeyeceğim birtanesine aşırı derecede öcellikle introsunun benzemesi talishsizlik olmuş yani ne bilim telif vermişlerdir belkide almak için ki hiç sanmıyorumda yani kurban gibi bir grubun bunu farketmemesi böyle bi risk alması çok garip üstüne birde klipde bu parçaya çekilmiş çok büyük bir hata bence. Yani albümde babalr gibi parçalar var gidip SOAD'a benzeyene klip çekmek çok şaşırtıcı. Ama diğer bütün parçalar hakkaten onlarca kez dinlenmeye değer helal olsun sözler, vokaller herşey çok başarılı gerçekten keyif alıyor insan gerçi benim ne haddime bu söyleidkleirm ama olsun vatandaşın sesi diyelim. Helal olsun. Albümdeki 11 parça şöye sıralanıyor:

1. Hakim
2. İfrit
3. Güneş
4. Soykıran
5. Sahip
6. Yobaz
7. Son Emir
8. Das Motiv
9. Mesih
10. Misafir
11. Ateş Var Mı?

4 Ağustos 2010 Çarşamba



Baktığın heryerde kendini görmeye çalışma
O yaşadığın anıları baştan hayal etmeye uğraşma
Kendini kaybettiğin her an
Taşıdığın yükler altında ezilmemek için haykırırken
Anlayabileceğin tek şey
Neden olduğun hayatın saçma parçacıklarıdır
Sen inkar etmesende yüzüne vurulur hep
Israr etsende temiz olmak için
Ne olursa olsun sen. Sen pişmansındır. Felaket.

3 Ağustos 2010 Salı

Jack Daniels.

Boktan şeyler yaşamamanın en boktan kuralı boktan şeyler düşünmemek galiba. Yani şöyleki hayatın boktan bi şekilde ilerliyorsa galiba suçlusu sen oluyorsun yani. Ben naptımki lan diyorsan asıl o zaman s.çtın demek oluyor bu teze göre. Yani hertürlü aynanın öbür tarafında sen görünüyorsun başka bir suçlu görünmüyor. "Benim suçum neydi lan ne yaptımki lan böyle oldu" da diyemiyorsun haliyle. Yani bir nevi hayat devlet dairesi gibi. Git getir diyor en alasından getiriyorsun olmamış diyor, yapıyorsun uğraşıyorsun tamam şimdi oldu diyorsun yok arkadaş diyor seni, sürüm sürüm süründürmeden nah alırsın diyor. İşin kötüsü rüşvette veremiyorsun iyimi. Eğerki bu olayın isyan aşamasına geçtiysen eyvah eyvah yani. Hepten contayı yaktın demektir. Ama yani baya uzun süredir contalardan duman çıkıyor olmasına rağmen iyi götürdüğümü düşünüyorum en azından yoldan çıkmamış gibi rol yapabiliyorum bu iyi bi level bence. Eğer bütün bunlara salla ya diyorsan tek birşey kalır geriye söyleyecek. Jack Daniels.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Alo baba naber?,iyilik şey ya bana jaguar çarptı?!

Her insanın hayatında mükemmel olduğu bir alan vardır buna inanıyorum harbiden.Dalkavuk bir insan olsa bile eminim bir mükemmelik alanı vardır. Misal ben. Bütün şanssızlıkları üstüme acaip bi şekilde çekiyorum. Şöyle izah edeyim. Şu secret muhabbeti varya hani birşeyi ne kadar çok istersen kendine çekiyormussun falan filan..Heh işte bunu acaip başarıyorum galiba ben dün çok iyi anladım. 2 gün önce internette jaguar marka araçlara bakıyordum ulan birgün alsam bunlardan ikinci elleride sağlammış diye iç geçiriyordum bayada araştırdım falan teknik özelikleri falan cart curt. Neyse baya istedim yani hatta modeli rengi kaç yılına ait olsun falan birgün alırımda otomobil tutkumu dindiririm diye. Mezun oldukya yaşlıyız artık çoluk çocuk doluşur şileye gideriz pikniğe falan bunlarıda düşündüm gerçi sığması zorda neyse. Dün dışarıda dolandıkdan sonra eve gelmek üzereyim açmışım As I Lay Dying'i apaçi stayla yolda tın tın geliyorum ama hala aklımda jaguar var. Derken tam Yenisahranın orda arkadan süpersonik bi kuvvetle öne doğru fırladım arabayla beraber. Yatay bir şekilde bungee jumping yapmışım gibi oldu dünyam döndü adrenalin pompalamaya başladım deli gibi. Neyse taksici abiler doluştu etrafa çıktım arabadan falan gördüğüm görüntüye şok oldum. Geçen gece baktığım jaguarın aynısı bana arkadan çarpmıştı. Yani artık nasıl istediysem öyle çektimki kendime dünyamı döndürdü. Tabi bu sırada en kaliteli küfürleri içimden sıralıyorum bu ayrı. Bir baktım arka taraf mort olmuş o an 2 şeye üzüldüm. Birincisi arabanın keyfi kaçtığına, ikincisi bagajın açılmamasına zira beyzbol sopası ordaydı ve ben onsuz bitirmek istemiyordum bu olayı. Neyse dalkavukda indi geldi abi gaz pedalına takıldı ayağıma ya pardon dedi. Hayatım hiç bu kadar haykırarak küfür etmek istememiştim. O an senin o ayağınıyla başlayan o gaz pedalı senin... diye devam eden cümlerleri söylemek için can atıyordum. Ama jaguar'ın hali benimkinden fenaydı haşat olmuş araba yürüyemez durumdaydı eleman babasını ararken sesi titriyor ağlamak üzereydi tabi benim kafa hala bagajı açabilirmiyim acaba sorusunda bi an arka koltukdan ulaşırım falan düşündümde üşendim. Tutanak mutanak neyse geçti bitti benimki servisde kıçı kaymış bir biçimde duruyor. Artık şansıma sıçayimmi beyzbol sopasıyla girişeyimmi bilemiyorum. Klasik muhabbet varya cana gelmesin mala gelsin tamamda bütün mallar beni buluyor arkadaş ayağım gaza takıldı ne demek ya kafana s.çayim!. Ağzımı daha fazla bozmadan bitsin bu yazı son olarak kesinlikle artık beyzbol sopaları, joplar ön koltuğun altına konulacak..=)

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Viskili bir rüyadan kalanlar vol.1

Hani bir zamanlar ağlardın ya gecelerce
Hani nefret ederdin her şeyden
Hani lanet okurdun ben neden varım diye
Hani kafanı dizlerinin arasına sıkıştırırdın kaybolmak için

Suskunluk hayatı durdurmaz
Hayat devam eder
Seni beklemez
Sen çürüsen de
Sen gitsen de o devam eder
Hiçbir şeyden kaçamazsın
Hayattan bile
Ölsen bile kaçamazsın
Yaptıkların ayak izlerinden takip eder seni
Kan izlerin seni ele verir
Gözyaşlarınla karışan kan şaraba benzer
Geceler boyu kafana diktiğin, ay eşliğinde kendini bulduğun şaraplara

Hırsından kendine bile bakamazsın
Hep o günü beklersin
Hep bir gün dersin
Hatta ölmeyi hayal edersin
Canını acıtan herkesin sen öldün diye gözyaşı dökmesini..
Nankördür bu dünya
Anlamaz ki kimse seni
Kapatırsın kendini duvarlar arasına
Yaşamaktan korkarsın
Sevdiğin şeyleri uzaktan takip edersin
Canlarını acıtmadan
Gecelerce ağlayarak
Sarhoş..
Ve gün gelir yüzleşmen gerekir.
En acı senaryolar gelir karşına oynamaya başlar.
Tatlı rüya bitmiştir.
Tek çıkış nefes almaktır.
Nefes seninle değerlidir.
Sensiz alınan her nefes senin ardından gelen her şeydir.
Seni ölüme sürükleyen her şey
Yalnız gecelerde saatlerde ağladığın her şeydir
Hayat kaybettiğin her şeyin toplamıdır.
Yani hayat sensindir.
Sen inanmasanda.



26 Temmuz 2010 Pazartesi

Hamuduyla Götürmek

Bu halimi hatırlıyor gibiyim. Evde anarşi çıkarıp çatalları balkondan aşağı fırlattığım için bir çeşit eğitim şekli denenmiş üstümde. Çatallar olmassa böyle yemek zorunda kalırsın hesabı.. Ama ters tepmiş benim üstümde bu eğitim yeni yeni anlıyorum..Şöyleki şişesinden ice tea içmek, sürahiden su içmek gibi şeyler şu an en büyük alışkanlıklarım arasında. Özellikle hayatın önüme koyduğu şanssızlıkları böyle büyük bir açlıkla toplama konusunda çok iyiyim. Belkide o tencerenin başına oturmasam..Ah oturmasam..Aslında bu hayatta herşeyi hamuduyla götürmek lazım arkadaş. Başkaları götürüyor ben niye götürmeyeyim diye düşünüp gaza gelip tencereyi önüne almak lazım arkadaş. Tadına bakıp yanındakine vermek. Şimdikilerin yaptığı gibi değil ama biliyor musun. Öyle bizden olana verelim diğerlerini sürelim değil arkadaş. Herkese. Bu arada tencere savaşından sonra sıkı bir duşa ihtiyaç oluyor arada deniyorumda benden tavsiye. Özellikle saça getirmemek lazım makarnayı. Sonrası baya sancılı oluyor. (bknz:ölümüne kaşınma)

As I Lay Dying - The Powerless Rise 2010


Metalcore denilince benim için tek vazgeçilmez grup olan As I Lay Dying'in son albümü " The Powerless Rise" artık babaların aşmış olduğunu bize gösteriyor. Bu albümde clean vokaller biraz daha ön plana çıkmış olsada olsun diyor ne yapsalar kabuldür diyoruz. Özellikle Anodyne Sea ve Upside Down Kingdom parçalarında abilerin artık neler yapabileceğini tam olarak anlıyoruz. Tim baba yapmış yine yapacağını anlayacağınız. Albümdeki 12 şarkı şöyle sıralanıyor:

  1. "Beyond Our Suffering" – 2:50
  2. "Anodyne Sea" – 4:35
  3. "Without Conclusion" – 3:15
  4. "Parallels" – 4:57
  5. "The Plague" – 3:42
  6. "Anger and Apathy" – 4:26
  7. "Condemned" – 2:50
  8. "Upside Down Kingdom" – 4:00
  9. "Vacancy" – 4:27
  10. "The Only Constant Is Change" – 4:08
  11. "The Blinding of False Light" – 5:05

25 Temmuz 2010 Pazar

Parkway Drive - Deep Blue 2010

Veee sert birşeyle daha tanışma zamanı..Sahnede kendilerinden geçen orayı, burayı yıkan ve bundada haklı olan Parkway Drive son albümü olan deep blue ile yükselişini devam ettirecek gibi görünüyor. Özellikle klibide çektikleri sleepwalker parçasına hayran kaldım. İnsana harekete geçme oraya buraya saldırma hissiyatı veren parça parkway drive'ın neler yapabileceğini ortaya koymuş durumda. Metalcore hissiyatını baya bi hissettiren albümde 13 parça bulunmakta..

1. Samsara
2. Unrest
3. Sleepwalker
4. Wreckage
5. Deadweight
6. Alone
7. Pressures
8. Deliver Me
9. Karma
10. Home Is for the Heartless ft. Brett Gurewitz of Bad Religion
11. Hollow ft. Marshall Lichtenwaldt of The Warriors
12. Leviathan I
13. Set to Destroy

hoşgeldim





Yeni açmış bulunduğum bu blogun hayırlılara vesile olmasını temenni ediyor en az 3 çocuk emrini gerçekleştirene kadar açık tutmayı planlıyorum. Şimdiden burayı metalcore ile doldurmayı planladığımdan dolayı hemen işe girişmek istiyorum ve başlangıç busesi olarak As I Lay Dying'i oturtuyorum. Sonuna kadar metalcore üstadlar!